Haberler
Bilim & Teknoloji
Yaşam
Kültür & Sanat
Haberler
Bilim & Teknoloji
Kültür & Sanat
2014 yılında İngiltere merkezli Surrey NanoSystems tarafından geliştirilen Vantablack, insanlık tarihindeki en koyu malzemelerden biri olarak tanıtılmıştır. Karbon nanotüp teknolojisine dayanan bu madde, ışığın %99,9'unu emerek nesnelerin üç boyutlu yapısını gözle algılanamaz hale getirir. Başlangıçta askeri ve bilimsel kullanım amaçlarıyla geliştirilen Vantablack, özellikle teleskoplar, uydu sistemleri ve askeri kamuflaj alanlarında büyük avantajlar sunmaktadır. Ancak sanat dünyasında da yankı uyandırmış, Hint asıllı Britanyalı sanatçı Anish Kapoor'un bu malzemenin sanatsal kullanım hakkını tekelleştirmesi büyük tartışmalara neden olmuştur. Bu durum, sanatçılar arasında yaratıcılığın sınırlandırılması olarak yorumlanmış ve Stuart Semple gibi sanatçılar tarafından alternatif süper siyah pigmentler geliştirilerek protesto edilmiştir. Kimyasal olarak, Vantablack'in üretimi, kimyasal buhar biriktirme (CVD) yöntemi ile gerçekleşir. Dikey karbon nanotüplerin rastgele dizilimi sayesinde ışık, malzeme içinde hapsedilerek tamamen emilir. Bu yapı, Vantablack’i ultra düşük yansıtıcılığa sahip, hafif ve termal olarak iletken bir malzeme haline getirmektedir. Üretim süreci, hassas kontrol gerektirir ve genellikle askeri, astronomi ve yüksek teknoloji sektörlerinde kullanım için optimize edilmiştir. Vantablack, askeri ve havacılık sektöründe kamuflaj teknolojilerinde ve radar görünmezliği alanında önemli bir yere sahiptir. Optik sistemlerde ise teleskoplar ve mikroskoplar gibi hassas görüntüleme cihazlarında kullanılmakta, istenmeyen ışık yansımalarını en aza indirerek görüntü kalitesini artırmaktadır. Ayrıca sanat ve tasarım dünyasında, ışığı neredeyse tamamen emme özelliği sayesinde derinlik algısını değiştiren etkileyici görseller oluşturulmaktadır. Bununla birlikte, Vantablack'in kullanımıyla ilgili etik ve hukuki tartışmalar da gündeme gelmiştir. Renklerin ekonomik değerinin ve sahiplenilmesinin tartışıldığı bu süreçte, bazı sanatçılar ve bilim insanları daha erişilebilir süper siyah malzemeler geliştirmeye çalışmıştır. Sonuç olarak, Vantablack yalnızca bilimsel bir yenilik olmanın ötesine geçmiş, sanattan ekonomiye kadar birçok alanda kültürel bir fenomen haline gelmiştir.
Kemilüminesans tepkimeleri, kimyasal tepkimeler esnasında ışık emisyonu olayıdır. Elektronların katman seviyelerindeki değişiklikler sonucu enerjinin ışık olarak salınması sonucu oluşmaktadır. Işık salınımı sebebiyle günümüzde birçok alanda kullanılmaktadır.
Tanzanya'nın Olduvai Boğazı'nda bulunan kemik aletler, erken homininlerin 1,5 milyon yıl önce sistematik olarak kemik alet teknolojisini kullandığını ortaya çıkardı. Araştırmacılar, çoğunlukla fil ve su aygırı gibi büyük hayvanların kemiklerinden yapılmış 27 alet keşfederek, bu dönemdeki Homo erectus'un kemikleri hem et kesmek hem de iliği çıkarmak için kullandığını belirlediler. Bu buluş, erken homininlerin teknolojik yenilikleri bir malzemeden diğerine aktarabilecek bilişsel kapasiteye sahip olduklarını gösterirken, kemik alet üretiminin daha önce sanıldığı gibi 500.000 yıl önce değil, çok daha erken başladığını kanıtlıyor. Araştırmacılar, artık neyi aradıklarını bildikleri için gelecekte çok daha fazla erken dönem kemik alet bulunacağını öngörüyorlar.
Deniz hayvanlarına takılan sensörler, insan faaliyetlerinin etkilerini izlemek için benzersiz veriler sağlıyor. Biyolojik gözlem yöntemi, tayfun tahminlerini iyileştirmek, plastik kirliliğini izlemek ve yasa dışı balıkçılığı tespit etmek gibi çeşitli alanlarda önemli bilgiler sunuyor. Farklı kaynaklardan gelen verilerin entegrasyonu, çevresel sorunları daha kapsamlı ele almak için kritik öneme sahip. Araştırmacılar, verilerinin küresel paylaşımını teşvik eden
Nature dergisinde yayınlanan yeni DNA sonuçları, Kuzey Afrika'daki avcı-toplayıcıların, Neolitik dönem çiftçi göçlerinin yaşandığı diğer bölgelerin aksine genetik olarak baskın konumunu koruduğunu gösteriyor. Doğu Mağrip bölgesindeki yerel halk, tarım paketinin tamamını benimsemek yerine evcilleştirilmiş hayvan yetiştiriciliğini seçici olarak kabul ederken, avlanma ve yabani bitki toplama gibi geleneksel uygulamalarını sürdürdü. Genetik bulgular, çiftçilerin önce İspanya'dan Kuzey Afrika'ya girdiğini, daha sonra ise doğudan geldiğini doğrularken, bölgede 8000 yıldan daha önce Akdeniz'in karşı kıyısıyla genetik bağların olduğunu da ortaya koydu. Bu çalışma, Akdeniz tarih öncesine dair şimdiye kadar hâkim olan Avrupa merkezli bakış açısına yeni bir boyut kazandırıyor.
Moğolistan'da Çin Büyük Duvarı yakınında keşfedilen 2100 yıllık toplu mezarda bulunan iskeletler, 16 yıldır arkeologları şaşırtıyordu. DNA ve izotop analizleri, cesetlerin Han Hanedanlığı askerlerine ait olduğunu ve Hun savaşçıları tarafından vahşice katledildiğini doğruladı. Bulgular, bölgede bulunan kalenin bir Han kalesi olduğunu kanıtlayarak tarihi kayıtlarda bahsedilen Shouxiangcheng Kalesi olabileceğine işaret ediyor.
Google X, ışık demetleri aracılığıyla kablosuz ve yüksek hızlı internet sağlayan tırnak boyutundaki Taara çipini tanıttı. Bu yenilikçi teknoloji, açık havada 1 kilometre mesafede saniyede 10 gigabit hızında veri iletimi sağlayarak fiber optik kablolarla erişilmesi zor bölgelere internet hizmeti sunmayı hedefliyor. Taara çipleri, geleneksel altyapı ihtiyacını ortadan kaldırarak fiber optik kurulumunun aylar sürebileceği yerlerde saatler içinde devreye alınabilecek. Google'ın 2026'da piyasaya sürmeyi planladığı bu teknoloji, ağ örgüsü yapısıyla yetersiz hizmet alan bölgelere erişim, veri merkezlerinin yeniden tasarlanması ve otonom araçlar için daha hızlı iletişim gibi fırsatlar sunacak.
Pompeii yakınındaki Herculaneum kentinde yaşayan insanların beyinlerinin, MS 79 Vezüv patlamasında camlaştığı keşfedildi. Araştırmacılar, önceki teorilerin aksine, kentin sakinlerinin ölümünün piroklastik akıntıdan önce gelen ani ve çok yüksek sıcaklıktaki kül bulutu nedeniyle gerçekleştiğini belirlediler. Giordano ve ekibi, Collegium Augustalium'un bekçisinin beyninden alınan camlaşmış örneklerin, hızlı ısınma ve soğuma sonucu oluştuğunu kanıtlayan testler gerçekleştirdiler. Bu olağanüstü bulgu, doğal yollarla cam olarak korunmuş bir beynin bilinen tek örneği olarak, volkanik felaketlerin dinamikleri hakkında çok değerli bilgiler sunuyor.
Yeni teknolojiler deniz araştırmalarını hızlandırarak okyanuslardaki gizli canlı yaşamını ve kirliliği açığa çıkarıyor. Uydu görüntüleri ile makine öğrenimi, daha önce tespit edilemeyen petrol sızıntılarını ortaya çıkarırken, karmaşık modeller ışık kirliliğinin 2.000.000 kilometrekarelik okyanus alanını etkilediğini gösteriyor. Genetik dizileme teknolojileri sayesinde araştırmacılar, deniz biyoçeşitliliğinin yalnızca %10'unu bildiğimiz okyanuslarımızda 800'den fazla yeni tür keşfetti. Bu çalışmalar, şirketlerin ve ülkelerin okyanusların gezegenimiz için sağladığı katkıların gerçek değerini anlamalarını sağlamayı amaçlıyor.
Araştırmacılar, 1968'den önce dolaşan mevsimsel grip virüslerine maruz kalan yaşlı yetişkinlerde, H5N1 kuş gribi virüsüne karşı çapraz reaktif antikorlar tespit etti. Bulgular, H1N1 ve H3N2 virüslerine bağlı bağışıklık tepkilerinin günümüzde dolaşan H5N1 virüslerine karşı koruma sağlayabileceğini, genç yetişkinler ve çocukların ise H5N1 aşılarından önemli ölçüde fayda görebileceğini ortaya koydu. Ayrıca araştırmacılar olası bir H5N1 pandemisinde tüm yaş grupları risk altında olduğunu ve çocukların aşılamasının önceliklendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Dünya'nın var olduğu sürenin tamamında yanı başımızda olan Ay'ın, son araştırmalara göre Güneş Sistemi'nin başlangıcından yaklaşık 65 milyon yıl sonra, Dünya'dan ise sadece on milyon yıl kadar sonra oluştuğu öne sürülüyor. Farklı araştırma alanları, Apollo astronotları tarafından toplanan kayaçlar, radyometrik tarihleme yöntemleri ve yörünge modellemeleri artık Ay'ın yaklaşık 4,5 milyar yıl yaşında olduğu konusunda birleşiyor. Bulgular, bir zamanlar kabul edilen 4,35 milyar yıllık
Geometrik ölçüm teorisinde büyük bir atılım olan New York Üniversitesi ve British Columbia Üniversitesi'nden matematikçiler, onlarca yıldır çözülemeyen 3 boyutlu Kakeya sanısını çözdüler. Hong Wang ve Joshua Zahl, Kakeya kümelerinin
Neolitik dönemde Kuzey Afrika'nın Doğu Mağrip bölgesindeki genetik yapının çoğunlukla toplayıcı atalardan geldiği, ancak Avrupa'dan gelen çiftçi etkisinin de %20'ye kadar ulaştığı keşfedildi. Tunus'ta 8.000 yıl önce yaşamış bir bireyde Avrupalı avcı-toplayıcıların genetik izine rastlanması, Akdeniz'in iki yakası arasındaki erken dönem etkileşimleri doğruladı. Araştırma, Neolitik dönem tarımının Doğu Mağrip'te büyük bir nüfus değişimiyle değil, kültürlerin kaynaşması ve bilgi alışverişiyle yayıldığını gösteriyor.
İklim değişikliği konusunda hissedilen duyguların ve bu duyguların kriz çözümlerine yönelik algılarla ilişkisini inceleyen yeni bir çalışma, 30 ülkede 30.000'den fazla kişiyle yapılan anket sonuçlarını ortaya koydu. Araştırma, özellikle Küresel Güney'de umut duygusunun güneş radyasyonu modifikasyonu ve doğrudan hava yakalama gibi yenilikçi teknolojilere destek konusunda en güçlü belirleyici olduğunu, korku duygusunun ise umut ve endişenin gerisinde kaldığını gösteriyor. Araştırmacılar, çalışmanın yalnızca küresel ölçekte iklim duygularındaki uçurumu değil, aynı zamanda Küresel Güney'deki çeşitli bakış açılarının ve önerilen çözümlerin dikkate alınmamasının potansiyel risklerini de ortaya koyduğunu vurguluyor.
Current Biology dergisinde yayınlanan araştırma, küçük boyutlu erkek mavi çizgili ahtapotların kendilerinden 2-5 kat büyük dişilere çiftleşme sırasında tetrodotoksin zehri enjekte ederek onları geçici olarak felç ettiklerini ortaya koydu. Queensland Üniversitesi araştırmacıları, 40-75 dakika süren çiftleşme sürecinde zehrin etkisiyle dişilerin 8 dakika içinde solgunlaştığını ve gözbebekleri ışığa tepki vermez hale geldiğini, ancak hiçbir dişinin ölmediğini gözlemledi. Bu sıra dışı çiftleşme taktiği, yumurtlama sonrası altı hafta beslenmeden yaşayan dişilerin cinsel yamyamlık eğilimine karşı erkeklerin geliştirdiği bir evrimsel strateji olarak değerlendiriliyor.
Doğal dil işleme (NLP), sosyal bilimcilerin dijital metin verilerindeki insan davranışlarını anlamasına yardımcı oluyor. NLP sayesinde araştırmacılar, milyonlarca sosyal medya gönderisini inceleyerek yalnızlık ve depresyon arasındaki farkları veya insanların ayrılık öncesi dil kullanımındaki değişimleri tespit edebiliyor. Bu teknoloji, gizlilik endişeleri ve
Bilim insanları, yaklaşık 2,5 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Oksijenlenme Olayı öncesindeki kısa süreli oksijen artışlarını volkanik aktiviteye bağlıyor. Volkanik patlamalar, atmosferdeki karbondioksit seviyesini yükselterek iklimi ısıtmış ve okyanuslara besin sağlayarak mikrobiyal faaliyetleri artırmıştır. Bu araştırma, geç Arkean dönemindeki (3,0-2,5 milyar yıl önce) jeolojik, biyolojik ve kimyasal etkileşimleri sayısal modellerle inceleyerek oksijenlenme sürecinin başlamasını açıklıyor.
Yeni bir araştırma, hedefe yönelik psikolojik müdahalelerin yanlış bilgilere karşı uzun vadeli direnci önemli ölçüde artırabildiğini ortaya koydu. Oxford, Cambridge ve diğer üniversitelerden araştırmacılar, 11.000'den fazla katılımcıyla metin, video ve oyun tabanlı yaklaşımların etkilerini test ederek, hatırlatıcıların başlangıçtaki korumayı uzattığını keşfetti. Araştırma, yanlış bilgiye karşı direncin kalıcılığının ilk müdahalenin ne kadar iyi hatırlandığına bağlı olduğunu gösterirken, bu tekniklerin tıpkı aşı takviyeleri gibi işlev gördüğünü kanıtladı. Çalışma, hafıza güçlendirme tekniklerinin kamu eğitimi ve dijital okuryazarlık programlarına entegre edilmesinin bu kritik becerilerin çok daha uzun süre korunmasını sağlayabileceğini vurguluyor.
Süperküme, galaksilerin ve galaksi kümelerinin bir araya geldiği, çok büyük yapıları ifade eder. Bu yapılar, Evren’in en geniş ölçekli yapılarından biridir. Süperküme, genellikle yüzlerce hatta binlerce galaksi kümesinden oluşur ve bu kümeler kütleçekimsel olarak birbirine bağlıdır. Örneğin, Başak Süperkümesi gibi yapılar, galaksilerin, galaksi kümelerinin ve süperküme arasındaki etkileşimlerle oluşur. Süperkümeler, galaksiler arasındaki boşlukları doldurur ve kozmik ağın temel yapı taşlarını oluşturur. Evren’in genişlemesiyle birlikte, süperkümeler de büyük yapılar olarak evrimleşir ve galaksiler arasındaki hareketi yönlendirir. Bu nedenle, süperkümeler, Evren’in yapısını anlamamızda önemli bir rol oynar.
İngiliz Labrador retriever köpekleri üzerinde yapılan araştırma, köpek obezitesiyle bağlantılı genlerin insanlardaki obeziteyle de ilişkili olduğunu ortaya koydu. DENND1B geni başta olmak üzere, bulunan genlerin vücuttaki enerji dengesini düzenleyen beyin yollarını etkilediği gözlemlendi. Genetik risk taşıyan köpeklerin, tıpkı insanlarda olduğu gibi, daha yüksek iştah belirtileri gösterdiği tespit edildi. Bu çalışma, beynimizin yeme davranışını ve enerji kullanımını nasıl kontrol ettiğini anlamada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Araştırmacılar ilk kez özel tasma verilerini kameralarla birleştirerek kutup ayılarının anne inindeki yaşamlarını inceledi. Norveç'in Svalbard takımadalarındaki 13 kutup ayısından toplanan veriler, annelerin inlerinden neredeyse hep gündüz çıktığını, 1 dakikadan 8 saate kadar değişen ortalama 27 dakikalık gezintiler yaptığını ve sıcaklık yükseldikçe dışarıda kalma sürelerinin arttığını gösterdi. İnde geçirilen haftaların yavruların dış dünyaya alışması için kritik olduğu belirlenen çalışma, iklim değişiminin kutup ayılarının yaşamına etkilerini anlamak için önemli veriler sunuyor.